"Eleven Short Stories" albümü, Istanbul'un en heyecan verici plak dükkanı KONTRA PLAK tarafından "2012 SENESININ EN IYI ALBUMLERI" listesine dahil edildi.


SES KİTABI Röportaj Mart 2013
Serdar Kökçeoğlu sordu, besteci Erdem Helvacıoğlu yanıtladı.

7.3.2013

02.YARATICILAR VE KARA BULUTLAR

/// Muhafazakar dinleyici alışılmadık denemeler veya sesler duyduğunda nasıl tepki gösteriyor? Hazır piyano kompozisyonlarına veya klasik olmayan diğer bestelerine tutucu tepkiler geliyor mu?

Eğer ana akım müzikler dışındaki eserler ile karşılaşmamış ise dinleyicinin ilk tepkisi genellikle red ve korku oluyor. Bu çok içgüdüsel bir tepki. İnsan doğası gereği alışık olmadığı her türlü farklı kokuyu, sesi, görseli kendi varlığına bir tehdit olarak algılıyor. Bu anlamda bu tip içgüdüsel tepkiler beni şaşırtmıyor ve üzmüyor. 

Ancak belli bir entelektüel birikimi olmasına rağmen çok muhafazakar yorumlar yapan dinleyici ve eleştirmenleri anlamakda ben gerçekten zorlanıyorum. Özellikle klasik ve çağdaş müzik dinleyicileri ve eleştirmenlerinin diğer müzik akımlarını dinleyen, takip eden ve bilenlere göre çok daha açık olması gerekirken, büyük bir çoğunlukla tam tersi gerçekleşiyor. 

Akımların, estetiklerin, müzik prodüksiyon tekniklerinin bu kadar içiçe geçtiği bir dünyada bu tip bir yaklaşım bana anlaşılmaz geliyor. Ben şu ana kadar yayımlanmış olan tüm albümlerimde bu muhafazakar anlayışın karşısında durmaya çalıştım. Akımlar ve onlarla beraber gelen kurallar setinin hem dinleyici hem de yaratıcılar üzerinde dolanan bir kara bulut, bir engelleyici olduğunu düşünüyorum.   

/// Son yıllarda oldukça üretkensin ve farklı müzisyenlerle ortak çalışmalar yapmaya önem veriyorsun. Ortaya çıkan ürünlerde müzik ve ses çeşitliliği dikkat çekiyor. Bunları nasıl ayırıyorsun kafanda? Çok yönlülüğün arkasında nasıl bir motivasyon var?

Beni her zaman Frank Zappa gibi özgür ruhlu besteciler etkilemiştir. Her ne kadar Zappa’nın tüm yaptıklarını besteci, ses mühendisi ve prodüktör olarak beğenmiyor olsam da sese tamamiyle özgür bir şekilde bakabiliyor olması ve risk almayı bir yaşam biçimi olarak kabul etmiş olması bana kendi sanatsal dünyamda da kılavuzluk etmiştir. 

Teknik ve estetik olarak birbirinden tamamiyle farklı müzisyenler ile çalışmanın hem kısa hem de uzun vadede büyük katkısı oldu bana. Çok farklı akımlarda proje üretme ve prodükte etme konularında çok büyük deneyim kazanmış oldum. Korkudan, gerilime, kara komediden, savaş filmlerine kadar birbirinden tamamen farklı alanlarda filmler üretmiş olan Kubrick’i kendime örnek aldığımı söyleyebilirim. Her fikirden, akımdan beslenebiliyor olması Kubrick’i özel bir yönetmen yapan nedenlerin başında geliyor bence. 

Aynı anda farklı projeler üzerinden çalışabiliyor ve zihnimi bunlara odaklayabiliyor olmamı mühendislik ve daha sonrasında ses mühendisliği okumama borçluyum diyebilirim. Sistem analizi, yöneylem araştırması, makina elemanları, prodüksiyon teknikleri, miks, mastering vb okuduğum tüm konular benim proje odaklı kafa yapımı biçimlendirmiştir. 

/// Çok önemli müzisyenlerle çalıştığın gibi son derece önemli plak şirketleriyle de çalıştın. Mesela Sub Rosa bir dinleyici olarak beni bile heyecanlandırdı. Bunun müzisyene katkısı ne oluyor? Plak şirketini biz eleştirmenler ve dinleyiciler biraz abartıyor muyuz? Yoksa gerçekten müzisyeni bir yerden bir yere taşıyor mu?

Prestijli plak şirketleri ile çalışmanın besteciye mutlak surette katkısı oluyor. Mesela benim “Resonating Universes” albümüm İngiltere’nin en saygın çağdaş müzik şirketlerinden birisi olan Sargasso Records tarafından yayımlandı. Plak şirketinin bünyesinden yakın zaman önce kaybettiğimiz efsane besteci Jonathan Harvey de var. Benim için onunla aynı katalogda yer alabilmek büyük bir onur. 

Onun dışında “Altered Realities” albümüm New Albion Records tarafından yayımlanmıştı mesela. 80 sonrası çağdaş Amerikan müziğini şekillendirmiş ve John Cage’den, John Adams’a, Somei Satoh’tan Stockhausen’a kadar yüzlerce önemli besteci ve albüme kataloğunda yer vermiş bir şirket. Bang on a Can-All Stars ile tanışmam ve ilk çalışmam “Altered Realities” albümü sayesinde olmuştur ve albümün New Albion tarafından yayınlanmış olması eminim ki onların beni besteci olarak seçmesinde etkileyici olmuştur. 

Ayrıca Sub Rosa gibi şirketlerin kendilerine has bir soundları ve dinleyici kitleleri var. Böyle bir şirket ile çalışma sayesinde bu dinleyici kitlesine de ulaşmış oluyor sanatçı. 

/// Neler dinliyorsun şu aralar?

Şu aralar dinlediğim bazı sesler: Todd Reynolds “Outerborough” albümü, Kaija Saariaho “L'amour De Loin” operası, Lana Del Rey, Autechre, Jeff Beck’in tüm eski albümleri, Jonathan Harvey’nin “Tombeau de Messiaen” albümü, Robert Rich’in eski albümleri, Ros Bandt “Sonic Archeologies” albümü.

3.3.2013

01. NEW YORK'TA OLMAK

/// New York'taki hayatınla başlayalım; gidiş serüveninden ve orada üzerinde çalıştığın projelerden bahsedelim istiyorum. New York'ta yaşıyor olmanın bir besteciye sağladığı avantajları da merak ediyorum?

Ocak ve şubat aylarında New York’taydım iki farklı proje için. İlki prömiyeri Kasım 2013’te Borusan Müzik Evi’nde yapılacak ve Amerika’nın en önemli çağdaş müzik topluluklarından Bang on a Can- All Stars tarafından seslendirilecek olan “Tales of Oppression and Resistance” adlı eserim. Bu çalışma için grup elemanları ile ön kayıtlar yaptım New York’ta. Eserdeki tüm sesler grup üyelerinin bu ön kayıtları üzerine kurulu olacak. Diğer proje ise Nathan Larson ve The Cardigans grubunun solisti Nina Persson ile başlattığımız elektronik pop grubu “777”. İngilizce parçaları yazmaya ve kaydetmeye başlamıştık bir süre önce. Ocak ve şubat aylarında da bu kayıtlara devam ettik New York’ta.

New York’ta olmak dünyaya tek bir noktadan bakma, bakabilme hissiyatını veriyor ilk olarak insana. Queens’de mesela öyle mahalleler var ki, onlarca ülkeden birbirinden farklı insanın buluştuğu, insan sürekli olarak o kültürlerin dili, yemekleri, müzikleri, yaşam stilleri hakkında yeni bilgiler ediniyor. Bu kadar farklı toplulukların bir arada olması, o şehirde yaşayanlara farklı bir boyutta esneklik ve hoşgörü kültürü sağlıyor. Ayrıca sürekli olarak ileriye doğru ilerleyen bir gemide olduğunuzu düşünüyorsunuz.

Sürekli olarak yeni insanlarla tanışıp yeni projeler üretebiliyorsunuz. “Grant” ler veya “crowd funding” sistemleri sayesinde en uç fikirlerinize maddi, manevi destek bulmanız mümkün. Her türlü müzik akımının çalınabileceği onlarca mekan var, ayrıca bir besteci olarak üretiminizin değerli olduğu hissiyatını alıyorsunuz. Müzisyenler yeni üretime o kadar açıklar ki, ben orada bulunduğum 6 hafta boyunca 2014 ve 2015 için 3 adet ayrı eser siparişi aldım mesela.

///Amerika demişken; İlhan Mimaroğlu ve Bülent Arel gibi bestecilerin elektronik müziğe kattıklarından bahsedelim mi? Hem geçen sene kaybettiğimiz Mimaroğlu'nu da anmış oluruz böylece. Türkiye'de yeteri kadar bilinmeyen bu iki adamın çağdaş elektronik müzikteki yerini senden dinlemek isterim.

Bir arkadaşım vasıtası ile İlhan Bey’in eşi Güngör Hanım ile tanışmış oldum. Kendisinin anlattığı hikayeler Mimaroğlu’nun ne kadar önemli bir besteci olduğunu tekrar hatırlattı bana. Frank Zappa’dan John Cage’e 20.yüzyılın birçok önemli bestecisini etkilemiş bir Türk sanatçıdan bahsediyoruz. Hem Bülent Arel hem de İlhan Mimaroğlu dünyada çağdaş elektronik müziği yaratan isimlerden. Mimaroğlu’nun “Bowery Bum”, Arel’in “Stereo Electronic Music No.1” eserleri bence birer başyapıt. Ben her zaman düşünmüşümdür acaba her ikisi de ilk üretimlerini ABD’de yapmaya başladıktan sonra ekipmanlarını alıp Türkiye’ye gelseler ve üretimlerine burada devam etseler ne olurdu diye.
  

/// Ustaların ustasını da analım; John Cage'in 100. yaşı tüm dünyada etkinliklerle kutlandı geçen sene. Takip ettiğin veya katıldığın etkinlikler oldu mu?

Borusan Müzik Evi’nde ve başka mekanlarda, galerilerde bazı etkinliklerin olduğunu biliyorum ancak ne yazık ki ben bu etkinliklere katılamadım. John Cage’in müziğini çok sevmiş ve takip etmiş biri değilim ama onun cesaretine ve kavramsal düşüncelerine hayran kalmamak mümkün değil. 4’ 33’’ gibi bir eseri muhafazakar klasik müzik dinleyicisine sunabilmek büyük bir cesaret işi. 

SERDAR KÖKÇEOĞLU
SES KİTABI Röportaj Mart 2013SES KİTABI Röportaj Mart 2013